Bir Ayet

Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam'a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
Bakara, 2/208

Bir Hadis

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.
Buhârî

Bir Dua

"Rabbimiz, Sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş sanadır."
Mümtehine-4

Bir Söz

Câhilin yüz faydası bir zararını karşılamaz.
Nâsır-ı Hüsrev

Manto Mu? Çarşaf Mı?

Manto Mu, Çarşaf Mı?

Kadın giyiminde manto mu, çarşaf mı?

Soru : Bazı hanımlar manto giymekte, eşarp örtmekte, el yüz dışındaki bedenini böyle bir giyimle kapamaktadır. Bazıları da bunun üzerinden bir de çarşaf bürünmekte, kendini ayrıca bir de çarşafla tesettür etmektedir. İslâm’ın emri hangisidir? Çarşaf mı, yoksa manto mu?

Cevap : Bizim anlayabildiğimiz kadarıyla İslâm’da elbisenin ismi ve resmi mühim değildir. Mühim olan vasfıdır. Yâni, el yüz dışındaki bütün bedeni örtüyor mu, vücut hatlarını belli etmeyecek genişlik ve uzunlukta bedeni kaplıyor mu? Aranan vasıf budur.
Bir elbise böyle ise, yâni eşarp saçın telini dahi göstermiyor, manto vücudun hatlarını dahi gizliyor, kalın çoraplar diz üstlerine kadar çıkıp teni kapatıyorsa farz olan giyim hâsıl olmuştur. Siz bunun adına ne derseniz deyin.

 

İşte bu giyim bir (fetva) gereğidir. Yâni mecburi olan kısımdır.

Ayrıca bu giyimin üzerine bir de çarşaf ilâve eden olursa, elbette bu da bir (takvâ) gereğidir, tebrike şayân bir titizliktir. Kendini bütünüyle gizlemektir.
Ne var ki (fetva) mecburi, (takvâ) ihtiyarî olduğundan çarşafa herkesi zorlamamız mümkün değildir. İlgi duyanlar, gönülden alâka hissedenler tercih eder, istemeyenlere ısrar olunmaz. Zira takvâsını zorlamak, bazan fetvasını da kayba sebeb oluyor, başka mahzurlar da tevlid edebiliyor.
Hem fetva gereği olan giyime herkes alâka duyabilir. Ama, henüz fetvayı göze alamayanlara takvâyı gösterecek olursak büsbütün zorlanır, iyice alâkasızlığa sebeb olabilir.

Demek ki, geniş bir eşarp, vücud hatlarını belli etmeyecek bolluk ve uzunlukta bir manto, yahut pardesü, kalınca çorap, topukları kapalı ayakkabı, (fetva) gereği olan bir tesettürü temin etmektedir. Bunu hemen herkes benimseyip tatbik edebilir. Bunun yanında ayrıca çarşafa da alâka duyup ilâve etmek, bir takvâ gereği olduğundan itirazı mümkün olmayan yüce bir fazilettir. Ancak ısrarla değil, sevdirmekle, içinden ilgi duymakla hâsıl olacak bir tercihtir bu.
En iyi, iyinin de icrasına mani oluyor bazan. O takdirde pişmanlık zuhur ediyor, keşke sadece iyiyi yapsaydık da, en iyiyi sonraya bıraksaydık denebiliyor.

Ayrıca bugün muhafazakâr giyimi sevdirmek zorunda olduğumuz da bir vakıadır. Çarşaf gibi nihaî noktaya herkes talip olamaz. Ancak güzel bir manto, yahut zarif bir pardesü, geniş ve zarif baş örtüsü, kalın ve sağlam bir çorap, hemen her hanımefendinin dikkatini çekip alâka duymasına sebeb olabilir. Giyenler bunun içinde çevrenin baskısına mâruz kalmayacakları gibi, görenlerin de imrenme ve gıbtalarına sebeb olabilir. Böylece muhafazakâr giyimin lehte bir örneği verilmiş olunur, aleyhte bir manzara bahismevzu olmaz. Nasibi olanların da böyle bir giyim içinde olmanın huzur ve saadet getireceğine aklı keser. Tercih ettiği bu fetva gereğinde huzur bulduktan sonra, takvâ gereği düşünülebilir, içinden duyacağı alâkayla tekamül bahismevzu olabilir.

Şurası bir gerçektir ki, bugün kim gibi giyinip, kim gibi yaşayacağını bilemez hale gelmiş mütereddid ve mütehayyirler pek çoktur. Onlara güzel örnek olmak, beğenecekleri bir giyim içinde görünmek, İslâm’ın emrini tatbik edebilecekleri hissini vermek çok mühim bir hizmet ve irşadî bir fazilettir. Yâni muhafazakâr giyimli bir hanımefendi böyle mütereddid ve mütehayyirlere birer vaiz ve mürşiddirler. Sevimli giyimleriyle onlara örnek oluyor, ikaz ve tembihte bulunmuş oluyorlar. Nasibi olanlar bu makul ve mantıkî giyimden nasiblerini alır, duymaları gereken alâkayı hissedebilirler. Yeter ki muhafazakâr giyimli hanımefendilerimiz örnekliklerini güzelce yapsınlar, giyimi çirkin ve kötü göstermekten uzak bir temizlik ve zarafette bulunsunlar.

Peygamberimizin hadisinden aldığımız şu ölçü tesettürlü hanımlarımıza pek güzel ikaz ve irşadda bulunmaktadır:

-İyi giyimin örneğini verip yayılmasına sebeb olan hanımlar sebeb olduklarının sevabına lâyık olmaktalar. Kötü giyimin örneğini verip yayılmasına sebeb olan hanımlar da kötü giyimin vebaline mâruz kalmaktalar.

Demek ki, asıl mes’ele, iyi giyim örneği verip, sevaba lâyık olmak; kötü giyimin örneğine bürünüp de günaha sebeb olmaktan uzak kalmaktır.

Sıcak günlerin tesettürü üzerine

Soru: Sıcak günlerde tesettürlü giyimin zorluğunu düşünüyorum. Bu sebeple giyimimde kolay kullanılır giysileri tercih ediyorum. Yani bulunduğum çevremizden farklıca bir giyimim söz konusu oluyor. Mesela, etek uçları uzun kocaman bir pardösü giyemiyorum bu günlerde. Çünkü sırtımda taşımakta zorluk çekiyorum bu ağır yükü.

Taşımaya gözümün kestiği giyimi tercih ediyorum. Giydiğim pantolon üstünden diz kapaklarıma kadar inen bir kısa (tunik) pardösü bana daha kullanışlı geliyor. Başörtümde de sırtımdan aşağılara kadar sarkan bir büyüklük söz konusu değildir. Başımı örtecek büyüklükte olması bana yetiyor, saçlarımı kapatmasını kâfi buluyorum. Tabii bunlar çevremizdeki geleneksel tesettürü tatbik edenlere göre çok da hoş karşılanmıyor, tam tesettür olarak yorumlanmıyor. Ben de durumumu size sorma gereği duyuyorum. Beğenip tercih ettiğim giyimlerle tesettürlü olamaz mıyım? Mutlaka başkalarının beğendiği, benim ise hoş görmediğim geleneksel giysileri mi tercih etmek zorundayım?

Cevap: Anlattığınız giyiminize çevreniz ne manalar yüklüyor, nasıl bir yorum yapıyorlar onu bilemiyorum. Ben sadece tesettür konusunda bildiğim iki temel ölçüyü arz edeyim. Kararı siz verebilirsiniz bu ölçülere bakınca.

Tesettür, el yüz dışında bütün bedenin örtülmesi demektir. Bunu sağlayan her türlü giyim kuşam tesettürdür. Bir de bu giyim bol olsun, beden hatlarını belli edecek darlıkta olmasın.

Bu tarifle tesettüre baktığımızda, beğenmediği modelleri giymeye mecbur bırakan bir model zorlama söz konusu değildir. Mühim olan, arz ettiğim ölçüde örtünmeyi sağlamaktır. Bunu kimileri mahalli alışkanlıklarına uygun giyimle sağlar, kimileri de kendi çevrelerinin yadırgamayacağı beğendikleri daha yeni giyimlerle temin eder. Mühim olan, el yüz dışında bol bir giyimle bütün bedenin örtülerek bakışların rahatsız ediciliğinden korunmuş olmaktır.

Pantolona gelince: İfade edildiği gibi, yukarıdan aşağılara sarkan bir giyimle kabasından kapatıldığı takdirde pantolon mahzurdan kurtulur. Yeter ki, tunik dedikleri diz kapaklarından aşağı sarkan pardösü gibi giyimle kabalar kapatılmış, görüntü darlığı söz konusu olmaktan çıkarılmış olunsun.

Tesettür konusunda şu bakışı hatırdan çıkarmamak gerektir. En iyiye, en iyi ile başlanmaz. Tam aksine eksiklerle başlanır, sonra tamamlanarak en iyiye doğru ilerleme sağlanır. Zaten hiçbirimiz dinî hayatımıza en mükemmeliyle başlamış değiliz. Dinî hayat Kur’an öğrenmeye benzer. Hiç kimse Kur’an’a kusursuz okuyuşla başlamaz. Başlamalar hep yanlış okumalarla olur. Ama zamanla yanlışsız okumaya ulaşmak mümkün hale gelir. Bu konuyu şöyle de ifade edebiliriz. İnsan kendi nefsi için takvayı tercih etmeli, en mükemmeliyle başlamayı istemelidir. Başkalarının ise sadece başlamasını kafi bulmalı, kusurlarını sonra düzeltebilir diye ilgi göstermeli, tebrike layık bir başlangıç diye yorumlamalıdır. Bilmem demek istediğimi diyebildim mi? Yoksa çok mu kapalı oldu, bir şey anlaşılmadı mı?

Kaynak: Dini Sorularınıza Çözümler, Ahmed Şahin

Gösterim: 2773