Bir Ayet

O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Mülk,67/2

Bir Hadis

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygıgöstermeyen bizden değildir.
Tirmizî

Bir Dua

"Rabbim, Bana hikmet ver ve beni iyiler (zümresi ne ) kat."
Şuara- 83

Bir Söz

Bizde bu aleme hiç meyil kalmamıştır. Dostların gelip bizi bulamayınca gönülleri kırık dönmeleri tek üzüntümüzdür.
Alaeddin Attar

Ramazan Bayramı

Ramazan Bayramı

    Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:

    - "Özünü tertemiz (tezkiye) eden iflâh oldu. Sonra o, Rabbının adını anarak namaz kıldı." (el-A'lâ, 87/14-15)

    Allah'ü Teâlâ'nın bu âyet-i kerimede bize anlattığı iflâh olma durumu iki manâ taşır. Şöyleki:

    a) Cennete girmek. Cehennemden kurtulmak. Bunlar, öbür dünyada olacaktır. Bu dünyadaki iflâh olma durumu ise, âfetlerden belâlardan kurtulmaktır.
    b) Dünyada iken, ibadet ve taatta başarı elde edip uğur ve saadet bulmak; âhirette ise, ebedî olarak cennetlerde kalmaktır.

 

    Burada iflâh olmak, saadet bulmak manâsınadır. Bir âyet-i kerimede bu manâya şöyle işaret edilmiştir.

    - "Müminler iflâh oldu." (el-Mü'minun, 23/1)

    Yani: Saadete erdiler. Aynı manâ, mevzuumuzun başına aladığımız âyet-i kerimede dahi vardır.

    Allah'ü Teâlâ, başta zikredilen âyet-i kerime ile şu  manâya işaret etmektedir:

    - Manâ temizliği başarısına erdi. Pâk imana kavuştu. Bütün kötülüklerden kendisini korudu.
    Her kim, anlatılan manânın dışında kalır ise, yani: Ken-ini temize çıkarmaz ise, onun için felâh bulma yolu kapalıdır.

    Zira, günahkârlar için Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:

    - "Mücrimler (günahkârlar) felâh bulamazlar." (Yunus, 10/17)

    Yani: Özlerini temiz tutmayanlar; ne bir şeye ere-bilirler, ne mesut olurlar.

    Biraz da, âyet-i kerimenin metninde geçen, tezkiye üzerinde duralım. Bu manâ üzerine değişik görüşler ileri sürüldü.

    İbn-i Abbas r.a. tezkiyenin manâsını şöyle açıkladı:

    - İmanını şirkten temizleyen. Hasan Rh. dahi şöyle anlattı:
    - Kandisi salih, yani: Yararlı olan; ameli de temiz bir şekilde gelişen.

    Ebu Ahvas dahi şöyle anlattı:

    - O cümle ile, tümden mallar için verilecek zekât anlatılmaktadır. Katâde ve Ata dahi, şöyle demiştir:
    - Onunla murad olan manâ fitre vermektir. Başka değil. Allah ikisine de rahmet eylesin.
    - "Rabbının adım anarak namaz kıldı." (el-Â'la, 87/15) Meâlinde aldığımız âyet-i kerimenin tefsiri üzerinde de değişik görüşler ileri sürüldü. İbn-i Abbas r.a. şöyle tefsir etti:

    - Yüce Allah'ın birliğini ikrar ederek, beş vakit namazını kıldı.

    Ebu Said-i Hudrî r.a. dahi şöyle dedi:

    - Tekbir getirmek sureti ile, Rabbının adını andı; gidip bayram namazını kıldı.

    Allah rahmet eylesin; Veki' b. Cerrah dahi şöyle dedi:

    - Namaz için sehiv secdesi ne ise, ramazan ayı için de fitre odur. Bu manâdan ötürü, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, fitre zekâtını farz eyledi. Ta ki: Oruçlunun yanılgılarını temizleye; düzelte.

    Fitre vermek, oruçlu için bir temizleyici gibidir. Yani: Orucunu.

    Bilhassa boş laf, kötü söz, yalan söz, gıybet, koğuculuk, şüpheli yemek, güzel kadınlara kötü gözle bakmak gibi şeylerden.

    İşte fitre, bütün bu kötülüklerin kefaretidir. Oruçlunun eksiklerini tamamlar; sevabını yerine getirir.

    Tıpkı: İşlenen günahlara tevbe istiğfar gibi. Yanlış kılınan namaz için yapılan sehiv secdesi gibi.

    Namazda yanılmanın sebebi: Şeytandır. Onun inadına yeniden secde edilir.

    Oruçta işlenen kötü sözlerin ve masiyetlerin sebebi de şeytandır. Fitre de onun inadını kırmak için verilir.

    Allah'ü Teâlâ bize ve bütün müminlere, şeytanın kan-dırmacasından, tuzağına düşmekten, başımıza gaileler açmasından korusun.
    Allah'ü Teâlâ, bizi dünya afetlerinden ve belâlardan korusun.
    Allah'ü Teâlâ, bizi rahmeti ile dünyadan çıkarsın.
 
Abdülkadir Geylanî
Tercüme: Abdülkadir Akçiçek
Alperen Yayınları

Gösterim: 1782