Bir Ayet

İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız.
Ankebût, 29/7

Bir Hadis

"Kim faziletine inanarak ve sevabını umarak Kadir gecesini ibâdetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."
Buhârî

Bir Dua

"Rabbim gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana, tarafından hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver."
Isra- 80

Bir Söz

Bilgi zenginlikten üstündür. Çünkü zenginliği sen korursun, bilgi ise seni korur.
Hz. Ali

Ramazan Bayramı

Ramazan Bayramı

    Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:

    - "Özünü tertemiz (tezkiye) eden iflâh oldu. Sonra o, Rabbının adını anarak namaz kıldı." (el-A'lâ, 87/14-15)

    Allah'ü Teâlâ'nın bu âyet-i kerimede bize anlattığı iflâh olma durumu iki manâ taşır. Şöyleki:

    a) Cennete girmek. Cehennemden kurtulmak. Bunlar, öbür dünyada olacaktır. Bu dünyadaki iflâh olma durumu ise, âfetlerden belâlardan kurtulmaktır.
    b) Dünyada iken, ibadet ve taatta başarı elde edip uğur ve saadet bulmak; âhirette ise, ebedî olarak cennetlerde kalmaktır.

 

    Burada iflâh olmak, saadet bulmak manâsınadır. Bir âyet-i kerimede bu manâya şöyle işaret edilmiştir.

    - "Müminler iflâh oldu." (el-Mü'minun, 23/1)

    Yani: Saadete erdiler. Aynı manâ, mevzuumuzun başına aladığımız âyet-i kerimede dahi vardır.

    Allah'ü Teâlâ, başta zikredilen âyet-i kerime ile şu  manâya işaret etmektedir:

    - Manâ temizliği başarısına erdi. Pâk imana kavuştu. Bütün kötülüklerden kendisini korudu.
    Her kim, anlatılan manânın dışında kalır ise, yani: Ken-ini temize çıkarmaz ise, onun için felâh bulma yolu kapalıdır.

    Zira, günahkârlar için Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:

    - "Mücrimler (günahkârlar) felâh bulamazlar." (Yunus, 10/17)

    Yani: Özlerini temiz tutmayanlar; ne bir şeye ere-bilirler, ne mesut olurlar.

    Biraz da, âyet-i kerimenin metninde geçen, tezkiye üzerinde duralım. Bu manâ üzerine değişik görüşler ileri sürüldü.

    İbn-i Abbas r.a. tezkiyenin manâsını şöyle açıkladı:

    - İmanını şirkten temizleyen. Hasan Rh. dahi şöyle anlattı:
    - Kandisi salih, yani: Yararlı olan; ameli de temiz bir şekilde gelişen.

    Ebu Ahvas dahi şöyle anlattı:

    - O cümle ile, tümden mallar için verilecek zekât anlatılmaktadır. Katâde ve Ata dahi, şöyle demiştir:
    - Onunla murad olan manâ fitre vermektir. Başka değil. Allah ikisine de rahmet eylesin.
    - "Rabbının adım anarak namaz kıldı." (el-Â'la, 87/15) Meâlinde aldığımız âyet-i kerimenin tefsiri üzerinde de değişik görüşler ileri sürüldü. İbn-i Abbas r.a. şöyle tefsir etti:

    - Yüce Allah'ın birliğini ikrar ederek, beş vakit namazını kıldı.

    Ebu Said-i Hudrî r.a. dahi şöyle dedi:

    - Tekbir getirmek sureti ile, Rabbının adını andı; gidip bayram namazını kıldı.

    Allah rahmet eylesin; Veki' b. Cerrah dahi şöyle dedi:

    - Namaz için sehiv secdesi ne ise, ramazan ayı için de fitre odur. Bu manâdan ötürü, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, fitre zekâtını farz eyledi. Ta ki: Oruçlunun yanılgılarını temizleye; düzelte.

    Fitre vermek, oruçlu için bir temizleyici gibidir. Yani: Orucunu.

    Bilhassa boş laf, kötü söz, yalan söz, gıybet, koğuculuk, şüpheli yemek, güzel kadınlara kötü gözle bakmak gibi şeylerden.

    İşte fitre, bütün bu kötülüklerin kefaretidir. Oruçlunun eksiklerini tamamlar; sevabını yerine getirir.

    Tıpkı: İşlenen günahlara tevbe istiğfar gibi. Yanlış kılınan namaz için yapılan sehiv secdesi gibi.

    Namazda yanılmanın sebebi: Şeytandır. Onun inadına yeniden secde edilir.

    Oruçta işlenen kötü sözlerin ve masiyetlerin sebebi de şeytandır. Fitre de onun inadını kırmak için verilir.

    Allah'ü Teâlâ bize ve bütün müminlere, şeytanın kan-dırmacasından, tuzağına düşmekten, başımıza gaileler açmasından korusun.
    Allah'ü Teâlâ, bizi dünya afetlerinden ve belâlardan korusun.
    Allah'ü Teâlâ, bizi rahmeti ile dünyadan çıkarsın.
 
Abdülkadir Geylanî
Tercüme: Abdülkadir Akçiçek
Alperen Yayınları

Gösterim: 1848