Bir Ayet

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!
Ankebut, 29/64

Bir Hadis

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
Müslim

Bir Dua

"Rabbim, bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla İnanıyorum ki sen, duayı hakkıyla işitensin."
Ali-İmran- 38

Bir Söz

Sen, babanın hakkına riayet edersen, oğlun da senin hakkına riayet eder.
Hz. Ali

Aşure Gününün Fazîieti

Aşure Gününün Fazîieti

      Muharrem ayının onuncu gününe Aşure günü denir. Ha-dîs-i şerîflerde beyân olunduğuna göre, bu günde pek çok mühim hâdise meydana gelmiştir:
      Sahabe -radıyallâhü anhüm-:

      - Yâ Rasûlâllâh! Allâh Teâlâ, Aşure gününü diğer günlerden faziletli kılmış mıdır? diye sorduklarında, Peygamber-sallâllâhü aleyhi ve sellem- Efendimiz:
      -Evet, Allâh Teâlâ Aşure gününü diğer günlerden üstün tutmuştur. Allâh Teâlâ gökleri Aşure günü yarattı. Dağları, denizle-?1. kalemi, levhi ve Âdem -aleyhisselâm-'ı Aşure günü yarattı. Adem -aleyhisselâm-'ı Aşure günü Cennete koydu. İbrahim ?aleyhisselâm-, o gün doğdu ve Allâh Teâlâ onu ateşten Aşure günü kurtardı. Aşure gününde, oğlunun yerine kurban etmek için °na buvük bir koç verdi. Allâh Teâlâ, Firavun'u Aşure günü boğ-J- Eyyûb -aleyhisselâm-'dan belâyı Aşure günü kaldırdı. Âdem eyhisselâm-'ın tevbesini Aşure günü kabul etti. Dâvud -aleyhisselâm-'ın zellesini Aşure günü bağışladı. Isâ -aleyhisselâm-Aşûre günü dünyaya geldi. Kıyamet, Aşure günü kopacaktır." buyurdular. (Gunye 2/53)

 

      Er-Ravzu'l-Fâik kitabında şu kıssa anlatılır:

      Bir vakit Basra'da servet sahibi bir adam vardı. Her senenin aşure gününde müslüman kardeşlerini evine toplar, sabaha kadar Kur'ân okuyarak okutarak geceyi ihya ederler, nerde fakir ve yoksul, kimsesiz varsa buldurur, hepsinde tasaddukta bulunur, dul ve yetimlere ikramda bulunur, elinden gelen hayrı fazlasıyla yapardı. Evinin bitişiğinde bir komşusu bulunuyordu ve komşusunun hem anası, hem de kızı senelerden beri yürüyemez vaziyette idiler. Kız, babasına sordu:

      -Babacığım bu gün nedir? Komşumuz herkesi evine toplayıp bu geceyi Kur'ân ve zikirle ihya ediyor? Babası:
      -Yavrucuğum, bu gün aşure günüdür, Allâh katında bu günün hürmeti büyüktür, ayrıca çok da faziletleri vardır, dedi.
      Sonra uykuya vardılar. Fakat kız çocuğunun gözüne uyku girmiyordu. Sanki nefesi kesilmiş bir halde huşu' ve haşyet ile Kur'ân'ı ve zikrullahı dinliyordu. Kur'an'ın hatim duâsını yaptıkları vakit, yüzünü semaya doğru çevirdi ve Allâh" niyaz ederek:
      -Ey Mevlam! Bu gecenin senin indindeki hürmeti hakkı için, senin rızanı kazanmak için bu gece Kur'ân'ını okumak için uyumamış kulların hürmeti için beni şu halimden kurtar, kalbimin kırıklığını sar! dedi. Daha sözünü bitirmemişti, o anda afiyet bularak bütün ağrı ve sancılardan kurtularak kalkıp doğruldu. Sabahleyin bu hâli görünce şaşıp kalan babası:

      -Kızım bu nasıl oldu? diye sordu. O da:
      -Babacığım , bu gün ile Allâh'a tevessül ettim. O da ânında bana sıhhatimi ihsan etti, dedi. (duâlar ve Zikirler, R. Mahmud Sami, s: 121-122)
      Naklolunur ki:

      Aşure günü bir esir, kâfirlerden kaçtı. Kâfirler onu aramak için bineklerine binerek takib ettiler. Esir, arkasında süvarileri görüp yakalanacağını anlayınca, başını semâya kaldırarak şöyle duâ etti: "Allâh'ım! Bu mübarek günün hakkı için, beni onlardan kurtarmanı istiyorum." Bunun üzerine Allâh onların hepsinin gözünü kör etti ve esir kurtuldu. Bu esir o günü oruçlu geçirdi, ancak iftar edecek bir şey bulamadı, uykuya vardı, rüyasında yedi-rilip içirildi. Bundan sonra, yiyecek ve içeceğe ihtiyacı olmadan yirmi sene yaşadı.

      Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
      -Bu günün faziletini taleb ediniz. Bu gün, Allâh'ın diğer günlere tercih ettiği mübarek bir gündür. Bu günü kim oruçlu geçirirse Cenâb-ı Allâh o kimseye, melekler, enbiyâ, resuller, şehidler ve sâlihlerin ibadetlerinden bir pay ayırır. Bu pay oruçtadır. (Bakara Sûresi Tefsiri, R. Mahmud Sami Ramazanoğlu, s:13)
      Aşure Günü İftar Yemeği Vermek

      ibn-i Abbâs -radıyallâhu anhümâ-'dan bildirilen diğer bir ha-dîs-i şerîfde:

      "-Bir kimse Aşure günü oruç tutarsa, Allâh Teâlâ ona geceleri ihya edilmiş, gündüzleri oruçla geçirilmiş altmış senelik ibâdet sevabı yazar. Keza ona bin şehid sevabı verir. Aşure günü oruçlu olan için yedi gök ehlinin sevabını yazar. Aşure günü iftar yemeği verirse, ümmet-i Muhammed'in hepsine iftar ettirmiş, kaklarını doyurmuş gibi olur. Aşure günü bir yetimin başını okşayanın, yetimin başındaki saçlarının sayısı kadar Cennette derecesi artar." buyurulmuştur. (Gunye 2 / 53)

      Aşure Günü Gusleden Hastalık Görmez

      Diğer bir hadîs-i şerîfte de Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
      "...Aşure günü gusl eden, ölüm hastalığından başka hastalık görmez. Aşure günü bir hastayı ziyaret eden, bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur. Aşure gününde bir kimseye su veren, bir ân dahî isyan etmemiş gibi olur." buyurmuştur. (Gunye 2 / 53-54)

      Aşure Günü Eve Her Zamankinden Fazla Erzak Almak

      Ebû Saîd -radıyallâhu anh-,Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:
      "Aşure günü çoluk çocuğuna bol bol yedirip içiren kimseye Allâh, bütün sene içinde bolluk ihsan eder." (Tâc Tercemesi 2 /151)

      Aşure Günü Orucu Bir Yıllık Günahın Afvına Vesile Olmaktadır

      Ebû Katâde -radıyallâhu anh-'ın rivayet etmiş olduğu bir hadîs-i şerîfte Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyuruyorlar ki:
      "Aşure günündeki oruç yüzünden, Allâh'ın geçen senedeki günahları afv edeceğini ümîd ederim." (Tâc Tercemesi 2 /151)
      Diğer bir hadîste, Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: 92

      "Yevm-i Arefe'de (Arefe gününde) oruç tutmak, mâzî ve müstakbelden birer senenin günah-ı sağîresine (küçük günahına) keffâret olur. Savm-ı Aşure (Aşure günü orucu) ise, yalnız geçmiş olan bir senelik günahına keffâret olur." (Kenzü'l-irfân, s: 27 Ahmed bin Hanbel'den)
      Aşure orucu ve çocukların oruca ve ibâdete alıştırılması ile ilgili olarak Musahabe - 4 adlı eserin 47-49. sayfalarına bakılabilir.

      Aşure İlk Defa Ne Zaman Pişirildi ve Yenildi?

      Tûfân sona ermiş, Nûh -aleyhisselâm-'ın gemisi, Cûdî dağı üzerinde karar kılmıştı. Nûh -aleyhisselâm- beraberindekilerle Aşure günü indi. O gün oruç tuttu ve Allâh'a şükür olmak üzere maiyyetine de oruç tutmalarını emretti. Azıkları artmıştı. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç mercimek, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hububat ile Nûh -aleyhisselâm- onlara yemek pişirdi. Hepsi nebîlerinin bereketiyle doydular. Tufandan sonra yeryüzünde pişirilen ilk taam budur. İnsanlar bunu Aşure günleri için âdet edindiler ki, yapanlar için ecr-i azîm (büyük sevap) vardır. Fakirleri ve miskinleri de doyurmak lazımdır. Zikrolunduğuna göre, Allâh Teâlâ Aşure gününde Zemzemi diğer sularla birlikte akıtır. O gün gusleden kimse bir sene boyunca hastalık görmez. er-Ravzu'l-Faik'de bu şekilde yazılıdır. (Yûnus ve Hûd Sûreleri Tefsiri s: 115)

      Kureyş Kavmi, Câhiliyye Döneminde Aşure Orucunu Tutarlardı

      Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle demiştir:

      "Câhiliyye devrinde Kureyş kavmi, Aşure günü oruç tutardı. (Hicretten evvel) Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de
      Aşure orucu tutardı. Hicretle Medîne'ye geldiği zaman da (mutadı üzere) bu orucu tuttu ve ashabına da tutmalarını emretti, (ikinci sene) Ramazan orucu farz kılınınca, Aşure orucunu terk etti. Artık isteyen o orucu tuttu, dileyen de terk etti." (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi s: 1859)

      Medîne Yahûdîlerinin Aşure Günü Oruç Tutmaları

      Abdullah bin Abbâs -radıyallâhu anhümâ- şöyle demiştir:

      Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz Medîne'ye gelince, Yahûdîleri Aşure günü oruç tutuyorlar buldu. Bu orucun sebebi kendilerine sorulunca:

      -Bugün, Allâh'ın Musa'ya ve isrâiloğullarına, Fir'avun'a karşı zafer ihsan eylemiş olduğu gündür. Biz bugün Musa'yı -aley-hisselâm- tazim etmek için oruç tutuyoruz, dediler.

      Bunun üzerine Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-Efendimiz :
      -Biz Musa'ya -aleyhisselâm- sizden daha ziyâde yakınız,
      buyurdular ve ashabına o gün oruç tutulmasını emreylediler." (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi s: 3701)
      Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-'in bu Aşure orucunu tutup, ashabına tutmalarını emretmesi, başlangıçta idi. Ramazan orucu farz kılınınca, bunu tutup tutmamak serbest bırakılmış
      ve nafile oruca dönüşmüştür. (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, s: 3701 dipnotu)
      Aşure orucunun fıkhî hükmüne gelince, bu orucun vacip değil, sünnet olduğuna ulemânın ittifakı vardır. (duâlar ve Zikirler, s: 120)
      Müslümanlar Ramazan Orucu Farz Kılınmadan Önce de Aşure Orucunu Tutarlardı
      Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle demiştir:

      Müslümanlar, Ramazan farz kılınmadan evvel, Aşure günü oruç tutarlardı. Ve o günü Kabe'ye (yeni) örtü örterlerdi. Allâh Teâlâ Ramazan orucunu farz kılınca, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
      "-Aşure orucunu tutmak isteyen, onu yine tutsun; onu terk etmek isteyen de onu terk etsin" buyurdular. (Sahîh-i Buhârî ve Tercemesi, Kitâbii'l-Hac s: 1532)

      Yahudilere Benzememek İçin

      9-10 veya 10-11. Günleri Oruç Tutmak
      Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
      "Muharremin onuncu günü, yâni Aşure günü oruç tutun, fakat Yahudilere muhalefet edin. O orucu, ya bir gün evvelinden başlayarak yahut bir gün sonrasını ekleyerek tutun." buyurdular. (Musâhabe-5 s: 84)

      Bu günde eve çeşitli ve bol erzak almak, muhtaçlara tasad-dukta, komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak, sene boyunca berekete vesîle olur.
      Yine bu günde oruçlu bulunup, gecesini de ihya etmenin büyük ecir ve rızây-ı ilâhîye sebep olacağı ifâde buyurulmuştur. (Duâlar ve Zikirler s: 121)
      İbrahim bin Muhammed bin Münteşir:

      "Bir kimse, Aşure gününde çoluk çocuğuna rızık ve geçimleri bakımından kolaylık sağlasa, Allâh Teâlâ, onun rızkını genişletir." dedi.
      Süfyân -rahimehullâh-:

      "Biz bu hâli, elli yıldır tecrübe ediyoruz. Rızık yönünden dâima bolluk ve bereket gördük." dedi. (Gunye 2 / 54)
 
Yusuf Demireşik

Gösterim: 2982