Bir Ayet

Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.vA'raf, 7/205

Bir Hadis

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
Tirmizî

Bir Dua

"Rabbimiz Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Eminiz ki, lütfü en bol olan sensin."
Ali İmran - 8

Bir Söz

Her kim kendisini kıymetli bilirse onun tevâzûdan nasibi yoktur.
Mâlik b. Dinar

Yalan ve Yalan Şahitlği

Kategori: Büyük Günahlar

Yalan ve Yalan Şahitlği

Doğruluk, insanın en güzel sıfatlarındandır. Çünkü sözü ve üzü doğru olan kimseyi Allah Teâlâ sever.

  Doğruluk, Peygamberlerde bulunması gerekli sıfatlardan birisidir.
  Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de Peygamberlerini, bu sıfata sahip olmaları ile övmüştür.
  Doğruluk, ahlâkın temeli ve bütün faziletlerin başıdır.

  Doğruluk ne kadar övülmeye değer bir fazilet ise, bunun karşıtı olan yalancılık da o kadar yerilen kötü bir huydur.
  Bu sebeblerdir ki, dinimiz yalan konuşmayı yasaklamış, onu büyük günahlardan saymıştır.


  Yalan, insan için en kötü sıfat olan münafıklık alametidir. Yalan konuşan kimse ibadetlerini yapsa da yine münafıklık belirtisinden kurtulmuş olmaz.

  Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

  "Münafıkın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder (onu korumaz)." (Buhari, İman, 24; Müslim, İman, 25)

  Yalanın her çeşidi günahtır. Ancak öyle yalanlar vardır ki, onlarla haklı olan haksız çıkarılır ve gerçekler örtbas edilir. İşte yalan şahitliği bu tür yalanlardan biridir.

  Hatır için, yahut -Allah korusun- çıkar için mahkemede yalan şahitliği yapmak büyük bir günahtır. Çünkü yalancı şahit adaleti gölgeler, hakkın kaybolmasına ve günahsız insanların eziyet görmelerine, mağdur olmalarına sebep olur. Böylece yalancı şahit, başkasının dünyasını yapacağım, gönlünü hoş edeceğim diye kendi gönlünü karartır ve ahiretini yıkar. Allah'ın gazabını ve azabını hakeder. Aleyhlerine şahitlik ettiği kimselerin de nefretini kazanır.

  Şahitlik ettiğimiz davalı ve davacılar arasında yakınlarımız ve sevdiklerimiz de olsa yine şahitliği Allah için yapmak ve doğruyu söylemeliyiz.

  Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de söyle buyuruyor:

  "Ey mü'minler, adaleti titizlikle ayakta tutan; kendiniz, anne-babanız ve akrabalarınız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adeletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker, yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Nisa, 135)

  Peygamberimiz arkadaşlarına:

  -Büyük günahların en büyüğünü size bildireyim mi? buyurdu. Onlar:

  -Evet, bildir, ey Allah'ın Peygamberi, dediler. Peygamberimiz:

  -Allah'a ortak koşmak, anne ve babaya âsî olmak, buyurdu, sonra dayanmakta olduğu yerden doğrulup oturdu ve:

  -İyi dinleyin, bir de yalan şahitliği, dedi ve bu sözü durmadan tekrar etmeye başladı. Arkadaşları, "Keşke sükut buyursalar" dediler. (Buhari, Şehadet, 10; Müslim, İman, 38)

  Yalan şahitliği yapan kimse üç çeşit günah işlemiş oluyor. Birincisi, yalan konuşuyor, ikincisi, haksız olan kimseye yardım ediyor. Üçüncüsü de haklının mağdur olmasına sebep oluyor.

Gösterim: 4354